Kişisel verilerin korunması açısından Dürüstlük İlkesi, kişilerin kendilerine veri işleme konusunda zorunlu oldukları hukuk kurallarına dayanarak gerçekleştirdikleri fiillerde, bu hukuk kuralının amacına göre mümkün olan en az miktarda veri işlemeleri, gerekli bilgilendirmeleri yaparak onay almayı ve amacı dürüstçe hareket etme biçim davranışları gerektirir.
Veri sorumlularının, ilgili kişilerin çıkarlarını ve makul beklentilerini göz önüne almaları dürüstlük kuralının gereğidir. Haklı bir gerekçe olmaksızın ilgili kişinin özel hayatının gizliliğini, onurunu ihlal edecek şekilde veri işlenmesi şüphesiz bu ilkeye aykırılık teşkil edecektir. Örneğin, özel hayatın gizliliği çerçevesinde makul olmayan verinin, ilgili kişiden talep edilmesi veya bunun veri sorumlusu tarafından dürüstlük kurallarına uymaksızın işlenmesi bu ilkeye aykırıdır.
Dürüstlük İlkesi, veri korumanın diğer ilkeleri aracılığı ile somutlaştırılmıştır. Bu ilkelere riayet edilmeksizin veri işlenmesi dürüstlük kuralına dolayısıyla hukuka uygun bir işlem olmayacaktır.
Doğru ve Gerektiğinde Güncel Olma İlkesi:
Kişisel verilerin doğruluğunun ve güncelliğinin önemini vurgulayan bu ilke ile Kanunda öngörülen, ilgili kişinin verilerin düzeltilmesini talep etme hakkı ile uyumludur. Kişisel verilerin doğru ve güncel bir şekilde tutulması, veri sorumlusunun çıkarına uygun olduğu gibi ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerinin korunması açısından da gereklidir. Kişisel verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olmasının sağlanması noktasında aktif özen yükümlülüğü; veri sorumlusu eğer bu verilere dayalı olarak ilgili kişiyle ilgili bir sonuç doğuruyor ise geçerlidir (örneğin kredi verme işlemleri). Bunun dışında veri sorumlusu her zaman ilgili kişinin bilgilerini doğru ve güncel olmasını temin edecek kanalları açık tutmalıdır.
Kişilerin, güncel olmayan veya yanlış tutulan kişisel verileri nedeniyle maddi ve manevi zarar görmesi mümkündür. Örneğin veri sorumlusunun sisteminde kayıtlı bir telefon numarasının doğru olmaması ya da artık ilgili kişi tarafından kullanılmıyor olması elbette mümkündür. Bu o kişiye ilişkin gerçek bir veriyi yansıtmadığından hatalı sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Yine, adres bilgisi yanlış kaydedilen bir kişinin kendisine ait tebligatları zamanında alamaması durumu yaşanabilir. Veya tebligatın yanlış kişiye yapılması durumlarında ilgili kişi maddi ve manevi zarar görebilmektedir. Bu ilke ile hem ilgili kişinin haklarının hem de veri sorumlusunun menfaatinin korunması gözetilmektedir.
Kişisel verilerin doğru ve güncel tutulabilmesini teminen;
- Kişisel verilerin elde edildiği kaynaklar belirli olmalıdır.
- Kişisel verilerin toplandığı kaynağın doğruluğu test edilmelidir.
- Kişisel verilerin doğru olmamasından kaynaklı talepler göz önünde bulundurulmalı ve bu kapsamda makul önlemler alınmalıdır.